Anasayfa Kadınlar Program Belgeler Açıklamalar İletişim
15.03.2016

Bombalarla İktidar Olanlar Bombalarla Gidecektir!

Ankara’da patlayan bombalar, AKP-IŞİD faşizminin soğuk kanlı, planlı ve bilinçli siyasetinin sonucudur. Yaşadıklarımızın adı her yerde iç savaştır. İç savaşlarda aklın, duyguların hükmü geçmez. İç savaşlar insanlığın tanık olduğu en acımasız savaşlardır. Türkiye giderek büyüyen ve şiddetlenen bir iç savaşın başlangıcındadır. Bu kanlı süreci başlatan faşist AKP'nin kontrolündeki TC devletidir.

AKP güdümünde TC devleti yalnız içerde değil emperyalistlerle birlikte bölge halklarına karşı da kirli ve kanlı ilşkiler içindedir. Beş yıldır Suriye’de patlayan her bombada, sıkılan her kurşunda Türkiye devletinin dolaylı değil direk eli var. Suriye’de Alevileri, laik yaşamı benimseyenleri, hatta kendinden farklı düşünen Müslümanlar dâhil herkesi tavuklar gibi boğazlayanların hepsi Türkiye’den gönderiliyor ve cephane dâhil bütün lojistik ihtiyaçları AKP iktidarınca sağlanıyor. Bu katliamlarda TC devlet kurumları MİT ve Genelkurmay yönlendirici olarak yer almaktadır.

7 Haziran seçimlerinde halk faşist AKP'yi hükümetten düşürmüştür. AKP kendisine karşı olan tüm muhalefetin ensesine silah dayayarak ve tepesinde bomba patlatarak kanlı diktatörlüğünü korumuştur. 1 Kasım'dan itibaren Türkiye mevcut darbe anayasası ve faşist yasalara göre bile meşru olmayan bir diktatörlük eliyle yönetilmektedir.

AKP devlet terörüyle ve kanla koruduğu diktatörlüğünü pekiştirmek için, seçimlerden sonra saldırganlığını daha da boyutlandırarak, tüm halklarımıza karşı kanlı ve topyekûn bir saldırıya geçmiştir. Kendine yönelen tüm muhalefeti yaygın tutuklamalarla, sokak infazları ve kitlesel katliamlar eşliğinde devlet terörü ile ezmektedir. Aynı zamanda Kürt halkına karşı da yüzbinlik şehirleri tank ve top ateşiyle yerle bir ederek kitlesel soykırım uygulamaktadır.

Bu koşullarda Türkiye ve Kürdistan’da patlayan her bombanın da, dökülen kanların da tek ve baş sorumlusu ikirciksiz AKP iktidarı ve arkasında sıralanan tüm düzen güçleridir. 13 Mart’ta Ankara’da patlatılan bombanın pimini kim çekmiş olursa olsun asıl sorumlu IŞİD'leşmiş AKP ve diğer düzen güçleridir.

Zor zamanlardan geçiyoruz. Ancak hiç hayale kapılmamalıyız ve yanılmamalıyız. Türkiye daha kanlı ve daha zor bir döneme giriyor. Siyaset duygular ve temenniler üzerinden yürümez. Zor zamanlarda siyasette boş beklentiler ve yanılgılar ölüm demektir. Bombalarla siyaseti başlatan AKP güdümündeki bu düzendir ve bundan sonra da daha güçlü bombalarla saldırısını sürdürecektir.

Devrimci Komünarlar Partisi (DKP) faşist AKP iktidarının ancak halkın zor gücüyle yıkılabileceğine inanmaktadır ve bu saldırılara karşı tüm şiddet ve zor yöntemlerini meşru görmektedir. Komünarların kendisi bu yöntemleri kullanarak mücadele yürütmektedir ve halk kitlelerini de silahlı olarak kendisini savunması için teşvik etmektedir. Varlığımız ve mücadelemizin gerekçesi halklarımızın çıkarlarına sarsılmaz bağlılığımızdır.

DKP'nin silahlarının hedefinde yalnızca halk düşmanları vardır. Bunun dışında sivil halka yönelik her türlü eylem ve metotları kesin bir biçimde reddediyoruz. Ancak hayalci değiliz ve sınıf savaşlarının bize rağmen son derece yıkıcı ve yırtıcı biçimler aldığını dünya deneyleri ve kendi tarihimizden biliyoruz. Kapitalizm altında bunların yaşanması kaçınılmazdır. Bizim mücadelemiz tüm sömürü ve baskı düzenlerini ve onların emekçi halklar üzerindeki kanlı diktatörlüğünü yıkmak içindir.

Şiddetin kuralsızlaşması ve şirazeden çıkması faşizmin başta gelen uygulamasıdır. Amacı da halk kitlelerini terörle sindirmek içindir. Halktan önce liberaller, reformistler ve her türlü düzen solculuğu AKP ve devlet terörünü unutturacak biçimde bir telaş ve şaşkınlıkla paniklemiş durumdalar. Panik yok, bombaları durdurmak için bu kirli ve kanlı düzeni yıkmak dışında hiçbir çaremiz yoktur.

Ankara’da bombaların patlamamasını istiyorsak Suriye’de AKP ve Türk devleti eliyle patlatılan bombaları durdurmak için mücadele etmeliyiz. AKP Suriye’ye katil ve bombacı ihraç ettiği müddetçe Türkiye'nin bütün şehirlerinde bombalar patlamaya devam edecektir.

Ankara’da bombaların patlamaması için Kürt illerindeki kitlesel devlet katliamlarının son bulması zorunludur. Diyarbakır’ın tarihi Suriçi yerle bir edilerek sivil Kürtler yaşlı, genç, kadın, çocuk katledilir ve cesetleri yakılırken, Türkiye’nin her yerinde daha büyük bombaların patlamayacağını kimse garanti edemez.

İçinde bulunduğumuz bu anda resmi açıklamalara göre onbinlerle ifade edilen asker ve dış savaşlarda kullanılan ağır silahlı zırhlı birlikler ve üniformalı IŞİD'den başka bir şey olmayan özel timler yeni ve tahayyül edemeyeceğimiz Cizre, Sur ve diğer şehirlerde yaşananları aşacak boyutlarda katliamlar için Yüksekova, Şırnak ve Nusaybin’i kuşatmış durumdalar. Şu anda bu satırlar yazılırken yüzbinlerin yaşadığı bu şehirlere bu hükümet ve bu devlet bombalar yağdırmaktadır.
Bu gerçekler gözardı edilerek Ankara patlaması için adalet, insaniyet ve hukuk gibi lafların ve dökülen göz yaşlarının hiçbir anlamı ve faydası yok. Düzen adına dökülen timsah gözyaşları kimseyi kandıramaz. Asıl ilericilik, demokratlık, sol adına yukardaki taş gibi, buz gibi gerçekler unutularak yapılacak her türlü değerlendirme faşist güçlerin işini kolaylaştırmaktan başka bir şeye hizmet etmez. Halklarımıza karşı bombaların ve katliamların son bulmasını isteyen her kes AKP iktidarını yıkmak için birleşmek ve mücadele etmek zorundadır.

Devrimci Komünarlar Partisi


Anasayfa Kadınlar Program Belgeler Açıklamalar İletişim