Anasayfa Kadınlar Program Belgeler Açıklamalar İletişim
18.09.2016

DEVRİMCİ KOMÜNARLAR PARTİSİ 2 NO'LU ÖRGÜTSEL GÜVENLİK GENELGESİ

Tüm varlıklar, olaylar ve hareketler ilk gördüğümüz biçimiyle aynı şey değildirler. Karşı karşıya olduğumuz şeylerin içeriğini, niteliğini kavrayabilmek, uygun yöntemle derinine analiz yaparak mümkün olabilir. Analiz, bilgi kadar deneysel çaba ve tahayyül kabiliyeti gerektirir. Şablonlara bağımlılık hatalara götüren tuzaklara düşmekle sonuçlanır. Devrimci örgütün güvenliğini sağlamayı amaçlayan faaliyet en yüksek düzeyde tutarlılık, özdisiplin, emek ve adalet yaklaşımı-duygusu ister. Düşman saldırılarına karşı savaşta sadece yaşanmakta olan zamanı dikkate alarak başarılı olmak mümkün değildir. Mutlaka gelecekte karşılaşılması muhtemel saldırılara hazırlıklı olmak ve geçmişin tecrübelerinden sonuna kadar faydalanmak gereklidir. Böyle bir perspektifle düşman ve yöntemleri irdelenerek özellikleri bilinebilir. Konumuzla ilgili olarak düşman istihbaratının temel özellikleri şunlardır:

1. İktidar gücünün işçi sınıfına ve halka karşı yürüttüğü savaşta hiçbir kültürel, insani vb. prensibi yoktur. Burjuvazinin sınıf savaşımında ilkesi, ilkesizliktir. İşçi sınıfına, ezilenlere karşı her tür gayri insani, ahlak ve kültür dışı uygulamayı gerçekleştirmiş ve gerçekleştirmektedir. Hareket kabiliyeti açısından bu durum burjuvazinin konjonktürel bir avantajı olarak sayılabilir. Diğer taraftan kendi içinde ve hakimiyet alanında iç çelişki ve çürümüşlük yarattığı için dezavantajıdır.

2. Kapitalist devletin tüm kurum ve olanakları düşman istihbaratının hizmetindedir. Bunların bir kısmı yasadışı ve gizli olsa da örgütlenmesinin esası görünür(açık, ortada) ve mekanik bir işleyişe sahip olduğundan dolayı işleyen bir devrimci örgütlenme karşısında zayıflık arz eder. Diğer taraftan bir halk örgütsüz ve savunmaya kilitlenmiş durumdaysa bahsettiğimiz burjuva aygıtı etkili bir karşıdevrimci baskı ve kontrol aracı haline dönüşür.

3. Düşman istihbaratının teknik olanakları fazladır. Fakat burjuvazinin yüksek kâr ve hıza yönelerek tekniği aşırı kullanması onu teknik örgütlenmeyi ciddiye alan, rasyonel bir devrimci örgüt karşısında zaaflı kılar. Farkında olana teknik olanaklar her yerdedir. Üretim ve üretim araçlarının gelişmişliği ile beraber sermayenin dolaşım kanunları ve doğası, tekniğin işçi sınıfından ve halktan gizlenmesine, kaçırılmasına izin vermez. Ve hiçbir zaman mutlak üstünlüğünü yitirmeyecek olan en güçlü, gelişmiş teknik insandır.

4. Düşman istihbarat faaliyetinin önemli bir kısmı propaganda alanında sürdürülmektedir. Sınıf savaşımında kullanılmak üzere ayrılan mali kaynakların önemli miktarı bu alana akıtılmaktadır ve kalifiye kadroların bir çoğu bu alanda istihdam edilmektedir. Bilgi bu alanda kontrol altında tutulmakta ve ağırlıklı olarak yönlendirme bu alanda gerçekleşmektedir.

5. İktidar gücünün istihbarat örgütlenmesinin yapısı mutlak hiyerarşiktir, güven ilişkileriyle değil baskı ve denetim mekanizmasıyla çalışmaktadır. Bundan dolayı deşifre edilmesi ve bozulması daha kolaydır.

Geçmişte düşman istihbaratının işçi sınıfına, halklara ve devrimcilere karşı nispeten başarılı olması özsel, stratejik gücünden kaynaklanmamaktadır. Bu alanda devrimci güçlerin nispi başarısızlıkları sadece kendi potansiyel güçlerinin farkında olmayışlarından ve harekete geçiremeyişlerinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla devrimci hareketin güvenlik sorunu teknik olmaktan çok daha fazla anlayış ve perspektif sorunudur. Güvenlik zaafiyetlerinin giderilmesi için düşmanın kurduğu ve yönlendirdiği oyunun dışına çıkmak gereklidir.

Burjuva iktidar aygıtının istihbarat faaliyetinin özellikleri bu evrede ortaya koymayı uygun gördüğümüz beş madde ile sınırlı değildir. Hakikate yaklaşmak için tümel kadar tikel olanı da irdelemek gereklidir. Savaş esnasında ayrıntılara takılmak kadar ayrıntıları küçümsemek de büyük bir hatadır. Düşman istihbaratını engelleme faaliyeti sadece teknik önlemler olarak ele alınamayacağından dolayı bu örgütsel güvenlik belgesi esas olarak ideolojik, manevi, kültürel savaşın içinde bulunduğumuz konjonktürünün ihtiyacını karşılamaya yönelik araçlardan biri olarak ele alınmalıdır. Devrimci proletarya da burjuvazi de bildiği kadar çok, bilmediği kadar az güçlenme olanağına ve potansiyeline sahiptir. Fakat esas güç bilginin doğru kullanılmasıyla elde edilir. Böyle bir bakış açısı iktidar gücünün genel özelliklerine bağlı olarak uyguladığı yöntemleri irdelemeyi gerektirmektedir. Dönemsel olarak öne çıkan düşman saldırısının yöntemleri şunlardır:

1. Kara Propaganda:

Propaganda gerçeği ortaya koyma ya da bilinmesini engelleme doğrultusunda iki yönde işletilebilir. Genel amacı kitle hareketini siyasal bir hedef doğrultusunda kontrol etmek, yönlendirmektir. İnsanı insan yapan önemli eylemlerden biri gerçeğe ulaşma hareketi olduğuna göre bunun engellenmesi yolundaki düşünsel faaliyetlerin tümüne kara propaganda diyebiliriz.

AKP-IŞİD faşizmi hiç durmadan yalan üretmek ve bunları topluma yaymak konusunda ustadır. Gerçeklerle zayıf, koşullu, ihtiyatlı bir ilişki kurarak yalanın ustalarıyla savaşmak mümkün değildir. Gerçek özümsenir, içselleştirilir ve eylemle var edilirse yalanın ve riyakarlığın gücü, hükmü kalmaz. Bu doğrultuda derinleşmenin yolu gerçekleri sürekli, eldeki tüm araçları kullanarak toplumla paylaşmak ve toplumsal eylemin gerçeğe yönelmesini sağlamaktır.

2. İşkence:

İnsan bedenine-ruhuna, halkın onuruna ve yaşam hakkına yönelen sistematik zor, şiddet uygulamasıdır. Amacı ne olursa olsun insanlık değerlerine, onuruna saldırmak onursuzluktan başka bir şey değildir. Savaşın herhangi bir yöntemi olarak ele alınamaz. İşkence kapsamındaki uygulamaları savunmak, gerçekleştirmek güçsüzlüğün, iradesizliğin, korkaklığın ve tükenmişliğin işaretlerinden biridir. Hiç kuşku yok ki devrim ve Özgürlük Güçleri tarafından işkence ve işkenceciler ortadan kaldırılacaktır.

İktidar gücünün işkence uygulamalarının genel amacı bilgi edinmek değildir. Bilgi edinmenin işkence uygulamalarından çok daha kolay yolları vardır. Sızma, yönlendirme, gericilik yayma, çeşitli takip yöntemleri vb. ile çok daha kolay ve doğru bilgi elde edilebilir. İlgili istatistik çalışmaları işkencenin verimli bir bilgi edinme yolu olmadığını göstermektedir. İşkence uygulamalarının esas amacı halka göz dağı vermek, insanın direnişini kırmak, iradesini teslim almak ve devrimci güçlerin moral ve motivasyonunu bozmaktır. Bununla birlikte devlet iktidarı kullanmakta olduğu görevlilerine işkence yaptırarak, kendine bağlılığı artırarak geri dönüşsüz bir şekilde insanlıktan çıkmış işkenceci unsuru yaratmaya çalışmaktadır. İşkence uygulamalarının kurumsallaştırıldığı dönemlerde işkence yapmak istemeyen bir çok görevlinin de işkenceye, baskıya maruz kaldığı ya da işkenceciler tarafından öldürüldüğü tespit edilmiştir. Aslında işkencecinin kendisi insanlığa karşı işlediği suçun kurbanıdır. İşkenceci kendi insanlığının katilidir.

Bu nedenle işkence uygulamalarına maruz kalan insan direnerek sadece işkenceciye karşı savaşmış olmaz. Aynı zamanda ve esas olarak işkenceyi yaratan zulüm ve baskı düzenine karşı savaşır. Tarihte işkenceye karşı direnmeye başlayıp onu yenememiş olan biri yoktur. Öncesinde ya da sonrasında ne olursa olsun işkenceye karşı bir kez direnmek bile işkenceyi ve işkenceciyi imha eder. Direnişçiye karşı işkencecinin hiddetlenmesi ve şiddetinin artması zalimin sonunun geldiğini gösterir. İşkencenin karşısına dikilen direniş onu yıldırım gibi çarpacaktır ve onun karanlık zihnini insanlığın aydınlığıyla parçalayacak, ezecektir. İşkenceye karşı bir kez direnen insan kendi elde ettiği zaferin farkına varırsa asla durdurulamayak bir zafer gücüne dönüşür. Özgürlük savaşçıları hiçbir zulüm karşısında zaaf göstermeyen zafer güçleridir.

Direnişçi insanın işkence ve zulüm uygulamaları altında zaaf göstermemesinin tek yolu özünde bulunan Özgürlük Gücünü açığa çıkarmasıdır. İnsan zulüm karşısında bir an zaaf gösterse bile tekrar direnişle dirilebilir. Zulüm karşısında bütün sahip olduğu güçle direnişi üretmeye çalışmamak ihanet şerbetini içmektir ve asla geri dönüşü yoktur.



3. İtirafçılık:

İtirafçılık dayatması çeşitli vaatler ve ödüllerle sistem karşıtlarına diz çöktürme uygulamalarının bütünüdür. Pişmanlık yasaları da itirafçılık uygulamalarını desteklemek için üretilmişlerdir. İtirafçılık halka ve devrime karşı bir ihanet olduğu kadar insanın kendini-kişiliğini yok etmesidir. Aynı zamanda özgürlüğünü ve iradesini yitirmesidir.

İktidar itirafçıları sonuna kadar kullanır, onlara kendi yaptığı zaman sıkıntı yaşayacağı, topluma anlatamayacağı karanlık ve pis işlerini yaptırır. Hainlere ne dost ne de düşman güvenir. Kendi halkına ihanet eden birinin herkese ihanet etme olasılığı vardır. Dolayısıyla düşman kullanarak tükettiği hainleri imha etmeyi tercih etmektedir ve edecektir. Budala olmayanların rahatlıkla ya da kolaylıkla anlayacağı gibi bu yöntemle düşman kendisinin bile açıkça sahip çıkamayacağı karanlık uygulamalarını temizlemeye çalışmaktadır.

Güçlerimiz, zaaflı konuma düşenler, halkın ve devrimcilerin canına, onuruna zarar vermediği şartlarda devrimci örgüte sığınırlarsa tekrar insanlıklarını kazanabilmeleri için ellerinden geleni yapacaklardır. Diğer taraftan halka ve devrimcilere karşı ihanetin hiçbir şekilde ve şartta geri dönüşünün mümkün olmayacağı da bilinmelidir!


Devrimci mücadelede konumlanmak birçok etkenin yanısıra büyük bir vicdan muhasebesinin sonucudur. İnsanı insan yapan en yüce değerlerle cesaret birleştiğinde devrimin zaferine yürümeyi sağlayan bitmez, tükenmez enerji açığa çıkar. Bu enerji özgürlük bilinciyle birleştiğinde çürümüş, zayıf burjuva iktidarının yerle bir edilmesi kaçınılmaz olur. Vicdanı, cesareti ve özgürlük bilincini birleştiren devrimci savaşım zulüm düzeninin tüm saldırılarını boşa çıkartacak, kalelerini yıkıp geçecektir.

Faşist katiller, işkenceciler, zalimler ve yalakaları!
Nerede olduğunuzu, ne yaptığınızı biliyoruz.
Bizim uygun gördüğümüz anda sonunuzu yaşayacaksınız.

DEVRİMCİ KOMÜNARLAR PARTİSİ


Anasayfa Kadınlar Program Belgeler Açıklamalar İletişim