Anasayfa Kadınlar Program Belgeler Açıklamalar İletişim
Partimizin Acil Görevi: Proleteryanın devrimci örgütlenmesini ve savaşımını yükseltmektir.

Tüm toplumsal muhalefete karşı kapitalist devlet kendi burjuva hukukunu çiğneyerek çeşitli saldırılarını ve uygulamalarını süren hale getirmiştir. Devem eden bu durum için bir çok devlet biçimi tahlili yapılabilir. Bu tür tartışmalar dahilinde bazı muhalif kesimler AKP-IŞİD örgütünü ve kurmaya çalıştığı rejimi; faşist, diktatörlük, gerici, otoriter gibi nitelendirmelerle adlandırıyorlar. Bu tartışmalardaki farklı eğilimleri bir yana bırakırsak, muhalif ve devrimci kesimlerin büyük çoğunluğunun üzerinde uzlaştıkları; AKP-IŞİD örgütlenmesinin mevcut kapitalist devlet biçimini, hiç bir yasa ve demokratik yötemi tanımadan, kendi totoliter ve otoriter iktidarını kurmak için değiştirmekte olduğudur. AKP bu yolda, devletin olanaklarını ve terör yöntemlerini sonuna kadar kullanmaktadır.

AKP-IŞİD örgütünün sadırılarından etkilenen ve mağdur olan en geniş kitle işçi sınıfı olduğu halde siyasal açıdan en az görünür olabilen ve etkili olabilen yine işçi sınıfıdır. Birbiriyle çelişkileri olsa da genel olarak burjuvazi ve işbirlikçileri açısından esas düşman devrimci proleteryadır. Egemen sınıflar kendi aralarında ne oranda kavga ederlerse etsinler mevzu devrimci proleteryanın bir güç olarak siyaset arenasına çıkması olduğunda doğrudan proleterya hareketini hedef alırlar.

Egemenler kendi aralarında ne kadar kavgalı olurlarsa o kadar az senkronize olabilir ve güçsüzleşirler. Bu durum, değerlendirebilecek bir öncülüğün bulunması şartıyla, devrimci proleteryanın yararınadır. Tarih tanıktır ki, siyasal öncü bir partiye sahip olmayan proleterya devrimci nitelik kazanamaz ve bu durumdan faydalanamaz. Böyle bir durumdan faydalanamayan proleterya kaçınılmaz olarak burjuva kamplara yedeklenir.

Fiilen çalışanları ve işsizleriyle zaten dev boyutlara ulaşan Türkiye proletaryası 12 Eylül sonrasına damga vuran neo-liberal politkaların yol açtığı yıkımın her geçen dönem daha derinleşmesine bağlı olarak yaygın yoksul kesimleri kapsayarak daha da büyümüştür. Yoksullaşmanın derinleşmesi sınıfı nicel olarak büyüttüğü gibi, yoksullaşan diğer kesimlerde de esnaf kafasını, küçük mülkiyet değerlerini yıkıp yok etmektedir. Bu itibarla, Türkiye’nin yoksulları Türkiye İşçi Sınıfının kendisidir. İşçi sınıfı bu nesnel gerçekliğiyle, küçük bir azınlık dışında, Türkiye’nin tüm sorunlarını kendinde toplayan ve çözümünü de kendinde taşıyan temel toplumsal güçtür.
Böylesi dev potansiyellere ulaşan proletaryanın kendisiyle birlikte bütün toplumun kurutuluşuna öncülük edebilmesi için marksist leninist temelde yeni tipte komünist öncü partinin yaratılması zorunludur. Bu Parti, alışılmış klasik sol bir parti değil, Türkiye proletaryasını Türkiye’nin tüm sorunlarıyla birleştiren, burada adım attığı oranda ülkenin ve bölgenin tüm devrimci ve anti- emperyalist güçlerinin ortak bileşeni ve kurmayı olmayı hedefleyen Devrimci Kominarlar Partisidir.
Proleteryanın siyasal alana devrimci bir şekilde müdahil olamamasının, müdahale edememesinin nedeni yalnız başına ne örgütlenme ne de savaşım sorunudur. Proleteryanın örgütlenmesi ve savaşımı ancak birbiriyle bağlantılı olarak geliştirilebilecek görevlerdir. Bu iki görev arasında doğru orantılı bir bağlantı vardır. Bu noktada örgütlenme ve savaşım olarak parçalanmaz bir görev bütünlüğünün belirlenmesi gerekir. Devrimci proleteryanın esas görevi siyasal öncülüğü tesis eden bir örgütlenme ve savaşım çizgisidir. Sorun böyle belirlenince siyasal öncülüğü kazanamayan, bütün çalışmasını siyasal öncülüğü kazanmaya yöneltmeyen proleterya sosyalistlerinin başarılı olamayacağını belirlememiz gerekir.
Siyasal öncü olabilmek örgütlenme ve savaşımı yükselterek, örgütlenme ve savaşımı yükseltmek siyasal öncü vasfını gittikçe daha çok elde ederek gerçekleştirilebilir. Siyasal öncü niteliğine sahip olmayan bir örgütlenmenin komünist partisi olabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle komünist partisinin tüm faaliyeti o veya bu şekilde proleteryanın devrimci savaşımının çıkarına hizmet etmek zorundadır. Siyasal öncü vasfını pratikte elde edebilmek için şu özelliklere sahip olmak gerekir:
Kitle hareketlerine derin ve kuvvetli köklerle organik olarak bağlı olmak gerekir.
Bu kökleri kuvvetlendiren ve sayısını artıran bir örgütlenme çalışmasının sürekliliği sağlanmalıdır.
Örgütlenme çalışması kısa, orta ve uzun vadeli planların bütünlüklü stratejisine bağlı olarak yürütülmelidir.
Devrimci proleteryanin müfrezelerini gösteri, her tür kalkışma, grev, boykot vb. çeşitli toplumsal muhalefet hareketleri üzerinden her fırsatta savaşım içerisinde eğiterek ve mücadele komitelerini geliştirerek büyük devrim savaşına hazırlamak gerekir.
Öncü parti kitlelere dışarıdan öncülük edemez. Parti sınıf mücadelesinin tam içinde olmalı onların zaman zaman farklı görünümlerde ortaya çıkan sınıfsal öfke kabarmalarını ve burjuva devletle tarihsel toplumsal uyumsuzluklarını, derin memnuniyetsizliklerini anlamalı, dolaysız biçimde hissetmelidir. Ancak, böyle bir konumlanmayla olanaklar ve olanaksızlıklar görülebilir. Sınıf mücadelesi pratiğinin içinde olamayanlar, düşmanı yani burjuva devleti ya çok büyütür ya da çok küçümserler. Devlet iktidarının zayıf ve güçlü yönlerini tespit edemezler. Bu nedenle kitle hareketine derin ve kuvvetli köklerle bağlı olmak gerekir.

Bu bağlar elbette örgütlenme çalışmasıyla tesis edilir. Diğer taraftan bir hedef doğrultusunda örgütlenmeyen ve hedefe ulaşmak için gereken savaşımı vermeyen örgütlenmelerin çürümesi ve edilgenleşmesi devrim hedefinden sapması kaçınılmazdır. Bu nedenle parti sınıf mücadelesinin acil ihtiyaçlarını derhal belirlemeli ve pratikte gereğini yapmalıdır. Örgütlenme faliyetinin başarısı devrim hedefine sıkı sıkıya bağlı gündelik mücadelenin sürekliliğinin sağlanmasıyla mümkün olabilir.

Bir plana bağlı olmadan yürütülen mücadelenin sınanabilmesi mümkün değildir. Sınanamayan bir mücadelenin geliştirilmesi kuvvetlenmesi ve hedefe bağlı kalabilmesi şans faktörüne bırakılmış olur. Hayata geçebilecek bir devrimci mücadele planı ne kadar ayrıntılı, uzun vadeli yapılırsa ve her tür koşula cevap verebilecek taktik esnekliğe sahip olursa o kadar güçlü ve sonuç alıcı olur. Devrimci proleteryanın her taktik planı burjuva iktidarını yönetemez duruma getirmek ve proleteryaya sağlam mevziler kazandırmaya yönelik olmalıdır. Net bir şekilde belirlemek gerekir ki, devrimci proleteryanın mevzi savaşımı ve kazandığı mevziler onu nihayi devrim savaşına hazırlayacak ve güçlendirecektir.

Birleşik Özgürlük Güçleri'nin Açıklaması
AKP-IŞİD Faşizminin Tüm Karargahlarını, Kurumlarını Ve Taşeron Organizasyonlarını Vurun! Faşist Katillere, Cenazelerimize
Bile İşkence Yapanlara,Tecavüzcülere Ve Onları Alkışlayanlara Nefes Aldırmayın! AKP-IŞİD faşizminin istihbarat ve hedef belirleme araçları olarak çalışan, "medya" adı altında tüm muhalif çevreleri faşist çetelere hedef göstermeyi görev edinmiş, yalanları defalarca kez ortaya dökülmüş olmasına karşın faşist iktidarın koltuğu altında beslenen, büyütülen Yeni Akit ve Yeni Şafak istihbarat organları devrimciler tarafından gerçekleştirilen bir eylemle "uyarıldı!"Yapılan bu eylemi tamamıyla benimsiyoruz ve gerçekleştiren Aziz Güler Özgürlük Gücü Milis Örgütünü başarılı ve isabetli eylemlerinden dolayı kutluyoruz, çalışmalarında başarılar diliyoruz.Devamı

Anasayfa Kadınlar Program Belgeler Açıklamalar İletişim