Anasayfa Kadınlar Program Belgeler Açıklamalar İletişim

HER 6 MAYIS'TA DAHA GÜÇLÜYÜZ!

1960'lı yıllar Türk ve Kürt halklarının günümüzde de devam eden büyük uyanışının derin dalgalar halinde yükselerek kitleleri sardığı yıllardır. Başta işçi sınıfı olmak üzere, yoksul ve topraksız köylülüğün, üniversite gençliğinin, aydınların kitlesel olarak sömürüye ve zorbalığa karşı başkaldırı yıllarıdır. 71' devrimciliği bu büyük halk uyanışının içinden doğdu. Onun en güçlü yanı burasıdır ve burjuvazi bunu kavrayarak, '71 devrimciliği büyümeden en kısa zamanda onu imha etmek için harekete geçti. 12 Mart Darbesiyle, NATO'ya bağlı TSK eliyle THKO, THKP/C, TKP/ML'nin önder kadrolarını katletti.

12 Mart Darbesi 71' isyanını kanla bastırdı ama yok edemedi. 71' Direnişçilerinin kararlılıkla, devlete ve ölüme ferman okuyan tavırları dalga dalga yeni genç kuşakları sararak çok daha büyük bir kitlesel devrimci yükselişe yol açtı. Sonradan gelenler, bugün devrim mücadelesi içinde olan örgütler, 71'in büyük devrimci mirasını ve kitlesel yükselişi doğru değerlendiremedi. 71' TC devletine silahlı bir isyandı. Türk ve Kürt emekçi halklarının yıllara dayanan zorbalığa karşı birikmiş öfkesi 1970'lere gelirken THKO, THKP/C, TİKKO olarak zorba TC oligarşisine savaş açtı. Sonradan gelen devrimcilik, bu savaştan öğrenerek gereklerini yerine getirmediği veya buna güç yetiremediği için 12 Eylül hezimeti kaçınılmaz oldu. Burjuvazi 1971'den kendisi için gerekli sonuçları çıkararak hazırlıklarını ona göre yaptı. Devrimci hareket savaşın lafzını büyütürken gereklerini hiç anlamadı ve yerine getiremedi.

75'-80' arasında yeni bir dönem açıldı ve Deniz, Mahir, İbrahim'in izinden yeni ve kitlesel bir gençlik kuşağı kavgaya ve devrim saflarına aktı. 12 Mart'tan öğrenmiş ve gerekli dersleri çıkarmış bir önderlik koşullarında çok ileri fırlayabilecek bu dev ve kabına sığmayan devrimci potansiyel en kötü demogojik sol ile keskinlikle harcanmıştır. Devrimci hareketin tarihinde bu dönem büyük bir adanmış kuşağın yetersiz önderlik koşullarında nasıl tasfiye edildiğinin ibretlik dersleriyle doludur. Ortama sınırsız bir demogoji ve kör bir rekabet hakimdir. Bu kadar savaş ve devrim lafzının edildiği ama gerçek savaş kapıya dayandığında böylesine bir çaresizliğin yaşandığı durum dünyada görülmemiştir.

Yeni dönem, zor ve kıran kırana bir savaşın öngününde hem geçmiş ağır hatalarımızı hem güncel eksiklerimizi iyi anlayarak hazırlanmayı zorunlu kılıyor. Devrimci hareketimiz en çok devrim ve iktidar sloganları attı, en az bunları anladı. Cephe, ittifak ve güçbirlikleri dedi; rekabet ve sekterlik tavan yaptı. Bağırarak gelen 1980 Darbesi karşısında bile devrimci hareket ortak bir mücadele gücü oluşturamayarak düzenin istediği yöne sürüklendi. 1982 yılındaki FKBDC çabası önemli bir fırsattı, bu adım Kürdistan'da hedeflerine ulaştırıldı; Türkiye tarafında öznel yetersizlik ve iradesizlik sonucu yarıda bırakıldı. Türkiye tarafındaki bugünkü çaresizliğin temelinde 75'-80' arası devrime cesaret edemeyen 80' sonrası direnişe geçemeyen yetersiz solculuğun günahları yatmaktadır.

6 Mayıs geleneği Komünar devrimciliğinin manifestosudur. Komünarlar 71'in mülkleştirilerek parsellenmesine ve karşı karşıya konulmasını reddeder. Düz devamcılar miras mantığıyla bir bölüğü sahiplenir. Kızıldere'deki devrimci yoldaşlık ve ölümüne fedakârlık, laf olarak sahiplenilir, bunun pratiği yoktur. Devrimci dayanışma hep sözdedir. Pratik olarak bırakın birbirleri için her şeyi feda edebilmeyi en keskin ölümcül kavgalarda bile rekabetçilik kötü biçimde sürmüştür. Komünarlar bu kötü gelenekten kesin bir kopuştur ve 71'e dönüş değil 71'i aşma çabasıdır. 71'e dönmek ve yaşatmak diye bu güne kadar yapılanlar 71'i kırk yıl önceye gömmektir. Nitekim devamcıları 71'in üzerine teorik ve pratik tek bir taş dahi koymamış, koyamamıştır.

71', düzene başkaldırı, düzenden keskin bir kopuş olduğu gibi 50 yıllık geleneksel devrimcilikten, o güne kadar gelen sol hareketten de devrimci bir kopuştur. Bugün gene neredeyse 50 yıl sonra yeni ve yüksek bir eşiğe sıçramak tekrar gündemdedir. Dünya, bölge, Türkiye ve Kürdistan gerçekleri devrimci hareketi nicelik ve nitelik olarak devrimci bir yönelime zorluyor. DKP bu zorunluluğa verilmiş bir cevap ve çözüm arayışıdır. DKP kendisini tüm dünya halklarının isyan geleneğinin içinde görürken Türkiye ve Kürdistan'da tarihteki tüm hak mücadelelerinin takipçisi ve devamcısı olarak görüyor. Bu gün yeni bir kopuşu tekçi bir mantıkla dışındaki tüm mücadele dinamiklerini inkâr ederek kendini mutlaklaştırmıyor. Kendisi dahil tüm örgütlü güçleri üzerimize gelen faşist teröre karşı devrimci savaşta birleştirmek istiyor.

DKP devrimci önderliğin kazanılmasının mevcut anlayışların düz devamıyla olamayacağının ve devrimci bir kopuşun zorunluluğunun bilinciyle yola çıkmıştır. Devrimci önderliğin kazanılması ise tamamen işçi sınıfı ve halk yığınlarının AKP-IŞİD faşizmine karşı devrimci savaşa çekilmesiyle gerçekleşecektir.

Yüz yıllık mücadeleye uzanan devrimci tarihimiz büyük, bitmez tükenmez bir birikimdir, kanlı katliamlar ve yok etme çabaları sonuçsuz kalmıştır. Zaman zaman geri savrulsak da devrimciler hiç diz çökmedi, bugünkü durgunluk geçicidir ve tümüyle sübjektiftir, devrimci önderlik yetmezliğidir. Tarihen sabittir, 1980'li yıllara kadar Türkiye tarafı öndedir ve çelişkiler bu tarafta keskinleşmiştir. Türkiye'de yükselen devrimci dalga aynı zamanda Kürdistan devrimi olarak yükselmiştir. Nitekim Kürt halk önderi Abdullah Öcalan PKK'yi açık ve net olarak 71' devrimciliğinin devamı olarak tanımlar ve gerçekte bu yöndedir.

O dönemde Kürdistan'da devrimcilik ve isyan daha geri değildir. 1980'lere kadar da devrimci kavgada Kürt gençliği kitlesel olarak yer almıştır ama önde ve belirleyici olan Türkiye tarafı ve Türkiye örgütleridir. 1980 kanlı darbesi ve TDH'nin ağır zaafları Türkiye tarafını tasfiye etmiş fakat sınıf mücadelesi durdurulamamıştır. Türkiye tarafında geriletilen mücadele Kürdistan'da yenilenmiş olarak devam etmiş, kırlarda başlayan gerilla savaşı dev dalgalar halinde tüm Kürt halkını kucaklayarak milyonlara mal olmuş, başta Türkiye olmak üzere tüm bölge ülkelerinin devrimci birikimini harekete geçirmiştir. Türkiye devriminin Kürdistan devrimi olarak yükselmesi nasıl nesnel bir gerçeklikse şimdi bölge çapında büyük sarsıntılara yol açan Kürdistan devrimi Türkiye devrimidir. Aynı kaynaktan doğan ve bir dönem düşülen yanlışlardan dolayı ayrılan kollar hayat tarafından birleştirilmiştir ve 9 devrimci örgüt HBDH'da güçlerini birleştirmiştir.

71' başkaldırısı kanla bastırıldı ama ne devrim ve sosyalizm mücadelesi durdurulabildi ne de Deniz, Mahir, İbrahim şahsında yiğit devrimci önderler unutturulabildi. Her 6 Mayıs'ta katiller lanetlenirken Deniz, Yusuf, Hüseyin biraz daha büyüyor. Halklarımızın gönlündeki yerlerini korurken yeni kuşaklardan genç Bedrettinler, Mahirler, Azizler kavgaya atılıyor.

DEVRİMCİ KOMÜNARLAR PARTİSİ

Birleşik Özgürlük Güçleri'nin Açıklaması
AKP-IŞİD Faşizminin Tüm Karargahlarını, Kurumlarını Ve Taşeron Organizasyonlarını Vurun! Faşist Katillere, Cenazelerimize
Bile İşkence Yapanlara,Tecavüzcülere Ve Onları Alkışlayanlara Nefes Aldırmayın! AKP-IŞİD faşizminin istihbarat ve hedef belirleme araçları olarak çalışan, "medya" adı altında tüm muhalif çevreleri faşist çetelere hedef göstermeyi görev edinmiş, yalanları defalarca kez ortaya dökülmüş olmasına karşın faşist iktidarın koltuğu altında beslenen, büyütülen Yeni Akit ve Yeni Şafak istihbarat organları devrimciler tarafından gerçekleştirilen bir eylemle "uyarıldı!"Yapılan bu eylemi tamamıyla benimsiyoruz ve gerçekleştiren Aziz Güler Özgürlük Gücü Milis Örgütünü başarılı ve isabetli eylemlerinden dolayı kutluyoruz, çalışmalarında başarılar diliyoruz.Devamı

Anasayfa Kadınlar Program Belgeler Açıklamalar İletişim